Transcript for:
TCMB Baskılı Politika ve Piyasa

Yine pazar ve yine mesele ekonomide bir aradayız. Yine bu haftanın gündemine bakacağız. Şimdi bu hafta yurt içinde çok önemli bir veri yok, önemli bir toplantı yok, beklediğimiz çok önemli bir şey yok ama geçen haftadan devreden bir soru var. Şimdi bu haftadan itibaren piyasaların yanıt arayacağı sorular, cuma günü borsaya düşüş getiren bir soru. Ama sadece borsaya değil bütün piyasaları ve sadece finansal piyasaları kastetmiyorum. Mal piyasalarını da yani konutu da otomotiv piyasasında ikinci otopiyasasında etkileyecek olan o piyasalarında yanıt arayacağı soru. Geçen cuma günü Merkez Bankası ne kadar ciddiydi? Soru bu. Yani Merkez Bankası cuma günü enflasyon raporunu sundu ve 2026 sonu enflasyon hedefini %16'da sabit bıraktı. %16 şu anda %30'un üzerinde. TÜİK'in enflasyondan bahsediyoruz. %30'un altına inmemekte inatçılık ediyor. Ne zamandır ediyor? Birkaç aydır. Eylül enflasyonu %3 geldi. %3'ün üzerinde geldi. %3.23. Ekim enflasyonu %2.5 geldi ama o da çok yüksek sonuçta. Yani %2.5'luk enflasyonla, aylık enflasyonlar da %16'ya veya %20'nin altına indirmesi mümkün değil Merkez Bankası'nın. Ekstra bir şeyler yapması lazım. Zaten ne yapacağını söyledi Merkez Bankası Başkanı Cuma günü toplantıda. Dedi ki gerekirse faiz indirimlerini ara vereceğiz. Hatta gerekirse icabında yani eğer gerektirirse durum faiz arttırımı bile yapabilecek Merkez Bankası. Ama bazı toplantılarda pas geçecek veya çok çok sınırlı indirimler yapacak. Şimdi bu ay toplantısı yok Para Politikası Kurulu'nun. Aralık ayında var. Aralık ayında yine bir indirim yapabilir 100 bas puanlık. Ama ondan sonra niye indirim yapabilir? Çünkü yılın sonları genellikle son 2 ayında biraz düşük gelir Türkiye'de enflasyon. Ama sonra Ocak'tan itibaren yeniden yükselişe geçer ve ondan sonra belki de Merkez Bankası pas geçecek. Ya da belki de icabında gerektiğinde faiz arttırımı yapacak. Ama yapabilecek mi? Ya bu %16 konusu ne kadar ciddi. Şimdi bir kere Cuma günü borsaya satış getirdi. %16'da sabit bırakmaz. Çünkü değiştireceği yönünde beklenti de vardı. Veya kim ileri değiştirebileceğini söylüyordu. E çünkü enflasyon düşmüyor. %30'un üzerinde yıllık enflasyon takıldı kaldı. Takılmayacağını söylemişlerdi. Ama takıldı. Ve şimdi 130'un altına indirmesi için bir şeyler yani kırılması için bu enflasyondaki katılığın bir şeyler yapması gerekiyor. Ne yapması gerektiğini biraz önce gördük. Ama şimdi diğer yandan da real sektör zorda, darda. Ve niye zorda, niye darda? Şimdi yüksek faiz, sıkı para politikası, kredi kısıtları falan uzun zamandır devam ediyor. Yani 2023'ün işte Mayıs'ında Mehmet Şimşek geldi, Merkez Bankası yönetimi değişti, faiz arttırımları başladı. 2024'ün Mart'ında %50'ye kadar çıktı politika faizi. Uzun zamandır yüksek bir faiz var yurt içinde. Bu arada kredi kısıtları var. Bankalar kredi veremiyor. Krediye erişmekte şirketler zorlanıyorlar. Ve şimdiki şirketlerin sırtında ciddi bir mali yük var. O mali yük yani devam edecek. Bir kere bu bir. İkincisi bu arada bu politika yurt içinde pek çok piyasayı baskıladı. Konutta mesela niye konutu ilgilendiriyor? Konut fiyatlarında real düşüş görüyoruz. Eylül ayında yine real düşüş vardı. 0.8. Merkez Bankası'nın kendi konut fiyatı endeksi. Ortalama Türkiye'de konut fiyatı artmış. Eylül ayında bir önceki aya göre ama enflasyondan daha az artmış. Enflasyon %3'ün üzerindeydi. Demek ki işte %2,5 civarında bir artış olmuş. Ama enflasyonun gerisinde kalmış. Bunun arkasında aynı politika var. Yani Merkez Bankası'nın enflasyon düşsün diye uyguladığı ama bir türlü enflasyon düşüremediği veya düşürmeyen sıkı para politikası var. Şimdi dedi ki yani Cuma günü Merkez Bankası ve Merkez Bankası'nın başkanı Valla ben politika daha uzun süre devam edeceğim. Çünkü enflasyon düşmedi. İstediğimiz kadar düşmedi ama ben düşürmekte de kararlıyım. Israrcıyım. Yani iddialı bir hedef koyuyorum. Benim hedefim hala 2026 sonu için %16 yani %20'nin altına indireceğim. Üst bant bile olsa %20'nin altına indireceğim. Bunun için bütün politikalarımı buna göre ayarlayacağım. Bu demek ki şu anki ortamın devam etmesi, devam edeceği sonucunu buradan çıkarabiliriz. Bir kere şimdi konut tarafında real düşüşler devam edecek. Bazı aylar belki çok çok sınırlı real artışlar göreceğiz ama Kon fiyatlarında beklenen ciddi artış bile gelmeyecek. 2026'da da konutta emlak piyasasında durgunluk devam edecek. Satışlar tamam artıyor. Yani satışlarda hatta rekor var konut tarafında. Ama fiyatlarda öyle ciddi bir artış yok. Tam tersine real düşüş var. Ve sadece orada değil, ikinci el ototarafında yine piyasadan gelen veriler aynen konuttaki gibi real düşüşe işaret ediyor. Hatta Eylül ayında tam o kadardı. Eylül ayında Aramankum'un verisi %0.8 idi yine. ikinci yolda tarafında real düşüş. O da yine Merkez Bankası'nın politikasından kaynaklanıyor. Bu devam edecek. Ve şimdi bu politikanın etkilediği bazı sektörler mesela dayanıklı eşya, işte beyaz eşya o tarafta yine durgunluk, baskı devam edecek demek. Yani eğer ciddiyse Merkez Bankası. Onun sonucunda o sektörlerdeki şirketler zorlanmaya devam edecek. Şimdi bilançolar geldi. Arçelik, Vestel, Beyaz Eşya ikisi de zararda. Yani Beyaz Eşya etkileniyor bu politikadan. Ben bunu sürdüreceğim diyor Merkez Bankası. O zaman bu şirketler sıkıntıda devam edecekler önümüzdeki dönemde. Yine politikadan etkilenen diğer sektörler aynı olumsuz etkiyi önümüzdeki dönemde de yaşayacaklar. Yine bu sonuç çıkarıyoruz. Ve bu arada yine bunun bir başka sonucu var. Yani %16'da ben 2026 sonu hedefimi sabit bırakıyorum, değiştirmiyorum demek. Aynı zamanda buna yönelik olarak faiz politikası, makro ihtiyatı önlemleri sürdüreceğim demek ama aynı zamanda Kur politikasını da buna yönelik olarak organize edeceğim, ayarlayacağım demek. Ne demek bu? Yani kurda öyle ciddi bir artışa bundan sonra da bundan önceki aylarda olduğu gibi izin vermeyeceğim. Son Ekim ayında %1 civarında dolarda artış gördük. Euro %0 civarında hatta eksideydi. Yani aslında sepet kurdaki artış aylık bazda %0.50'ye hatta altına indi. Bu da belli ki Merkez Bankası'nın bilinçli politikası. Enflasyon düşmediği için, Eylül'de enflasyon sürpriz yaptığı için. Daha önce aylık %2 civarında artışlar görüyorduk kurda yazın başında onu işte %1'inde altına indirdi. Şimdi %16'ya indirmek istiyorsa. Yıl sonu enflasyonla 2026'da basit bir hedef yapalım. Yani ayda ne kadar enflasyon gelmesi lazım önümüzdeki yıl? %1.3. Hadi bunun biraz daha üzeri, %1.5'un üzerine bir kere çıkmaması lazım. %1.5 enflasyon gelecek. %1.5 enflasyon gelmesi için, şu anda gelmiyor. İşte gördük %3 geldi, %2.5 geldi. Yani baya bir, hani buradan bir 1.5 puanlık düşüşü olması lazım. Bunun için hem faiz yüksekte tutacak, Hem de aynı zamanda bu arada kur artış oranlarının da... %1 civarında tutacak. Belki de %1 altında tutacak. Yani Ekim ayında gördüğümüz bu tempoyu bundan sonraki aylarda da göreceğiz büyük olasılıkla. Bunun sonucu tekstil sektörü kanı alıyor kur yüzünden. Türk Lirası real olarak çok değerlendiği için kanı alıyan birkaç başka sektör var. Onlar yani yine buradan çıkaracağımız sonuç kanı alamaya devam edecekler. Türk Lirası real olarak değerli kalmaya devam edecek önümüzdeki yıl 2026'da. Ama tabi bunun sonucunda şunu da söylemek lazım. Dövizde bir getirme olmayacak. Yani dövizde duranlar, dövizde kalanlar enflasyon karşısında paralarının, tasarruflarının erimeye devam ettiğini görecekler. Yine eğer Merkez Bankası ciddiyse, yani hep bunlar o soruya geliyor, bağlanıyor. Ve yine bu politikanın sonucu olarak bu arada Türkiye'ye kere trade amaçlı, yani yüksek faizden kazanç sağlama amaçlı sıcak para girişle devam edecek. Yani yabancılar da işte dolar çok fazla artmıyor gördüğümüz sebeple. Ama faiz yüksek. E bu durumda paramı getireyim. Dolarımı, dövizimi, yenimi neyse artık TL'ye çevireyim. Ama kısa bir vade için ne olur ne olmaz burası Türkiye. Yüksek faize koyayım. Vade sonunda hem bu kurdaki yavaş artıştan hem de faizden nema elde edeyim. Kendi orijinal parama, kuruma geri döneyim. Ve Türkiye'ye bay bay diyeyim. Çok kısaca KTL'yi böyle özetleyebiliriz. Bu da devam edecek. Yani oradan Türkiye'ye para girişi olacak. Merkez Bankası rezervlerini demek ki çok ciddi bir erime falan görmeyeceğiz. Yani bütün bu. Hani bu enflasyon raporundaki bu %16'daki iddiadan bu sonuçları çıkarabiliyoruz. Yani çıkardığı için zaten borsa cuma günü düştü. Yani borsa iyi gelmedi çünkü yüksek faiz borsa iyi gelmez. E kurun, kurdaki artışın böyle sınırlı kalacak olması da pek çok sektör için, pek çok ihracatçı şirket için yine borsada iyi değil. Yani bunlar borsa iyi gelmedi. Bundan sonra da iyi gelmez. Yani faiz yüksek kalmaya devam edecekse. O nedenle işte bu hafta... Şu soru, yani Merkez Bankası bunda ne kadar ciddi? Sorusunun yanıtı aranacak, aranmaya devam edecek. Çünkü şimdi ne kadar ciddi derken, adamlar bunu açıkladı, ciddi değiller mi? Bu arada tabii ki başkan yardımcısı da kadın, cinsiyetçi olmayalım. Yani açıkladılar ciddi değil mi diye soracaksınız haklı olarak. Ama unutmayalım ki burası Türkiye. Yani Türkiye'de malum bir kere siyaset çok etkili, bir kere burada taş düşebilir. Bunu hep aklımıza tutuyoruz. Yani olmadık, olağan dışı olayların... Olma sıklığı ülkemizde, güzel memleketimizde, diğer pek çok ülkeye göre çok daha fazla. Yani bir kere hani bu risk zaten Türkiye'nin riski işte bu. Yani ayı çıkma, taş düşme riski. Olabilir yani politikalar açıklandı ama politikalardan bir anda Tuanistan yapılması, Uy dönüşü yapılması da yani olursa çok şaşırır mıyız? 2026'nın bir noktasında hani erken seçimin ufukta belirmesiyle filan. O nedenle işte Merkez Bankası ne kadar ciddi sorusu bu açıda önemli. Tabi bu arada bunu düşünürken, bugünkü video yayını öncesinde aklıma Orhan Pamuk'un kafamda bir tuhaflık romanının girişindeki epigraf geldi. Orada şöyle bir ifade var. Kişisel görüşümle şahsi görüşüm arasındaki açının büyüklüğü devletimizin gücünün kanıtıdır. Diye başlıyor kafamda tuhaflık romanı Orhan Pamuk'un. Yani burada şunu demeye getiriyor. Yani ülkemizde bir resmi görüşlerimiz var. Kurumların da sadece bireylerin değil bir resmi görüşleri var. İşte açıkladıkları, ilan ettikleri. istedikleri sitelerine koydukları ya da bireylerin sosyal medya koydukları bir daha ama şahsi görüşleri var ancak ve yakın arkadaşlarıyla paylaştıkları veya kendi aralarında konuştukları Dolayısıyla hani bu gerçeği unutmamak lazım Türkiye böyle bir ülke yani resmi görüşle kişisel görüş arasında bir açı var yani gerçekten inanılan bir hedef mi yoksa acaba yani o hedeften Aslında bir iskonto Yani beyinde o hedefi koyanlar yapıyor mu? İzlekin Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay Toplantının sonunda, enflasyon raporunun sunumunda bu enflasyondaki katılığın ne zaman kırılacağıyla ilgili son soruydu ve en önemli soruydu bence. Toplantının en önemli sorusunu toplantının sonunda oyak yatırımdan bir analist sordu. Dedi ki nasıl kırılacak yani ayda %2 geliyor enflasyon, hani aylık elimizde %2'ye oturmuş durumda, siz %16 koyuyorsunuz. E bunun için yani %1.5'ün altına inmesi için bir şey olması lazım, kırılması lazım. Yani bir anda yani bir noktada kırılması lazım bir türlü kırılmayan enflasyon eğiliminin. Dedi ki Cevdet Akçay, Başkan Yardımcısı. Kırılmayabilir. Son toparladı. Ne zaman kırılacağını bilmiyoruz dedi. Sonra başkan sözü aldı. O tabii ki kırılacak falan dedi. Yani bir kere kendi araları... Burada da bir böyle hani sanki fikri ayrılığının açıkçası kokusunda aldık o son soruya verilen cevaplarda. Ama neticede yani burada önemli olan bu %16'ya gerçekten Merkez Bankası'nın ne kadar inandığı ve ne kadar bütün politikalarını işte para politikasını, faiz politikasını, makro ihtiyatı önlemleri, bu arada kur politikasını ne kadar... Buna yönelik olarak önümüzdeki aylarda 2026 boyunca organize edeceği veya hani kalibre edeceği. Eğer gerçekten bu Merkez Bankası'nın hem ciddi hem de resmi hem de kişisel görüşü ise o zaman işte bu yıl gördüğümüz durgunluğun emlakta, konutta, ikinci el otoda, 2026'da da devam edeceğini söylemek herhalde büyük bir kainat olmaz. Borsanın bu işten hoşlanmayacağını Önümüzdeki dönemde de faiz bir türlü inmediği ve istenen hızla inmediği için hep bunun böyle bir rahatsızlığını yaşayacağını, hep borsaya bunun satış fırsatı vereceğini yine söylemek mümkün. Ve tabii ki tahvil piyasasını diğer bütün piyasaları da yine bunun önümüzdeki dönemde etkileyeceğini söyleyebiliriz. Demek ki bundan sonra Merkez Bankası'nın ne kadar bu konuda ısrarcı, ne kadar çiftçi olduğunu sorusunun yanıtını arayacağız. Bu tabii ki sadece Merkez Bankası ile ilgili değil. Aynı zamanda siyaset de burada önemli. Yani siyasi tarafta da işte biraz önce söylediğimiz gibi seçim, erken seçim var mı ufukta? Yalnız daha önceki mesele ekonomi yayınlarında benim değindiğim bir olasılık vardı. Onu bir kez daha yeri gelmişken söylemek istiyorum. Şimdi eğer kıran kırana bir rekabetin yaşanacağı bir seçim olmayacaksa o zaman eskiden geçmişte gördüğümüz türden bir seçim ekonomisi de olmayacak demektir. E geçmişte gördüğümüz türden bir seçim ekonomisi olmayacaksa o zaman Merkez Bankası dediğini pekala yapabilir. Yani %16'ya indirmek için önümüzdeki dönemde ekonominin iyice frenine basabilir. Hatta gırtlağına basabilir. Eğer seçim ekonomisi önümüzdeki dönemde 2026 yılında hiç gündeme gelmeyecekse. Evet bu hafta piyasaların yanıt arayacağı birinci soru bu. Ya ne kadar ciddi Merkez Bankası. Bunun bir de B şıkkı var. Yani bu bağlamda bu enflasyon niye düşmüyor sorusu. Bunu aslında daha önce tartışmıştık ve tartışmaya devam edeceğiz. Yani Türkiye'nin ezel ebed tartışılan konularından biri. Ben kendim bildim bile de 70'li yıllardan beri Türkiye'de enflasyon neden bir türlü düşmez sorusu hep tartışılır. Tartışmaya da devam edeceğiz. Ama şimdi Cuma günü Merkez Bankası aslında buna birkaç yanıt verdi. Yani o yanıtları belki bu hafta biraz daha konuşacağız. Yani farklı farklı yerlerde yani enflasyon raporunda tek bir başlık altında enflasyon neden düşmüyor diye bir şey yok. Ama toplantı boyunca ben not ettim. Bir kere raporun kendisinde de var, başkan da söyledi. Bir sebep gıda enflasyonu niye düşmüyor? Çünkü don var. 2026 yılında don çiftli şekilde gerçekten de tarımsal ürünü rekoliteyi etkiledi. Zaten raporunda bir şey de var. Türkiye'de tarımsal üretimin bu sene ne kadar azalttığına dair iki grafik var. Hem meyvede hem sebzede hem genel olarak bakliyatta da ciddi üretimde düşüş var. Bunun arkasında donun olduğunu söylüyor. Ama sadece don mu var gerçekten? Yani sadece dondan dolayı mı Türkiye'de? Tarımsal üretim azaldı. Geçtiğimiz yıllarda da azalmamış mıydı? Yoksa arkada çok daha derinde, çok daha yapısal, katılaşmış bazı problemler mi var? Bunu daha önce değinmiştim. İşte mesela aracılık sistemi Türkiye'de. Yani Türkçesi hal. Haller bir türlü yıllardan 20 yıldır modern bir aracılık sisteminin getirdeceği söyleniyor. Ama böyle tam teşekküldü. Burada bir reform yapılamadı bugüne kadar. Bunun yanı sıra pek çok başka problem var tarımda. yani destekler yetersiz, bu arada köylerde gençler kalmıyor, ekili araziler azalıyor filan. Yani böyle yapısal arkada büyük problemler mi var? Bunu yani aslında yeniden konuşabiliriz bu hafta. Arkada sadece donu göstermesi sonrasında ve ağırlıklı olarak sadece demeyelim ama ağırlıklı olarak dondan kaynaklandığını Merkez Bankası'nın söylemesi sonrasında. Acaba gerçekten öyle mi? Bir başkası bu arada yine enflasyon niye düşmüyor sorusuna yanıt olarak işte Cuma toplantıda Cevdet Akçay yine dedi ki, başkan yardımcısı o da sona doğru Firmalar çünkü geçtiğimiz yıllarda yani bu sıkı para politikası devreye girdikten sonra 2023'ün Mayıs ayında Haziran ayında uzun bir süre boyunca bank şirketler yani real sektör şirketleri genel olarak şirketler Türkiye'de şirketler kesimi kredi kullanmadı. Yani çok az kredi kullandı. Çünkü krediye ihtiyaç duymadılar. Çünkü daha önceki dönemden yani nebati döneminden bunu böyle söylemedi ama dedi ki çitli tampon biriktirmişlerdi. Yani o gevşek para politikası döneminde aslında baya bir kasalarında... para biriktirmişlerdi ve onu kullandıkları için bir süre boyunca krediye ihtiyaç duymadılar. O nedenle sıkı para politikası yüksek faiz kredilerdeki çok fazla etkilemedi real sektörü. Yani bu sıkı para politikasının yüksek faizin aslında etkisi daha yeni yeni ortaya çıkıyor demeye getirdi. Bir sebep de bu. Enflasyon neden istenen hızla düşmeden Merkez Bankası hedefleri tutmuyor sorusuna. Merkez Bankası yöneticilerine verdiği ikinci yanıt bu idi. Ama mesela raporda yoktu böyle bir şey. Üçüncüsü altın etkisi. Hani altında buna dair bir bölüm var raporda. Altın fiyatlarında büyük bir artış oldu. O da Türkiye'de bir servet etkisine neden oldu. İşte hatta raporda yer alan bilgilere göre özellikle dayanıklı ve yarı dayanıklı eşyada bu altın etkisi harcamaların artmasına yol açmış. Artıyormuş zaten. Ve işte hani geçtiğimiz dönemde o nedenle... normalde olacağından daha fazla harcama eğilimi. İşte bu taraftan dayanıklı eşya tarafında ortaya çıkmış filan. Bunlar şimdi don bir sebep. Firmaların işte kredi kullanmamış olması uzun bir süre boyunca o yüzden de yüksek faizden etkilenmemeleri ikinci sebep. Altın etkisi başka bir yerde raporda. Üçüncü sebep. Bunun gibi bu arada bir iki sebep daha vardı. Yani şimdi burada da aslında Merkez Bankası'nın da hani enflasyon gerçekten neden düşmüyor sorusuna böyle şümullu tam teşekküllü bir yanıt aslında. veremediğini en azından bir başlık altında toplamadığını da görüyoruz. Bu birazdan piyasaları çok fazla ilgilendirmiyor bu. Piyasaları ilgilendiren Merkez Bankası ne kadar ciddi? Yani borsayı özellikle ilgilendiren. Yani borsayı yani enflasyon neden düşmüyor? Don mu bunun asıl sebebi? Altındaki işte fiyat artışı mı? Yoksa kredi de kullanmaması mı şirkette? Çok fazla ilgilendirmez ama yine de ekonomi kamuoyu açısından bundan sonra ekonomi gündemi açısından bu soru aslında işte 70'li yıllardan bu yana olduğu gibi bundan sonra da gündemde kalmaya devam edecek. Evet bir merkez bankası ne kadar ciddi ve bir be enflasyon neden düşmüyor. Şimdi bu hafta yurt içinde çok önemli başka bir şey yok dediğim gibi. İki dünyaya çıkacağız. Dünyada geçtiğimiz hafta dünya borsalarında özellikle Amerikan borsalarında bir düzeltme yaşandı. Özellikle teknoloji hisselerinde ve bu düzeltme de aslında bekleniyordu. Nasıl bekleniyordu? Yani Pek çok işte Amerika'da yatırımcı, yatırım şirketi, CEO'su, UNTC'si filan teknoloji şirketlerine, yapay zeka şirketlerinin hisselerinde sert bir düzeltme olacağı uyarısı yapmışlardı zaten. Biraz böyle hani bağıra bağıra geldi. Ve şimdi geçen haftaya baktığımızda özellikle yapay zeka ile özdeşleşen şirketlerde gerçekten çok sert düşüşler gördük. Nvidia mesela %10 düştü. Palantir %13 düştü geçtiğimiz haftanın tamamında. Yani %10 Nvidia zaten 5 trilyon doları geçen piyasa değeri ilk şirket. Amerikan en büyük şirketi. Bu yapay zeka ralisiyle özdeşleşen şirket. Dünyadaki aslında son yıllardaki genel ruh halini, yani zamanın ruhunu aslında en iyi yansıtan şirket. Nvidia işte bu yapay zeka yönelik grafik işlemci üreten, GPU üreten şirket. Ve onda %10 düşüş oldu geçen hafta. %10 aslında bir piyasada bir varlıkta yakın dönem zirvesinden %10 düşü aslında düzeltme. Teknik ismi ama acaba devam edecek mi? Şimdi bu hafta işte yanıt arayacağı piyasaların en önemli soru bu dünyada. Yani bu düzeltme geçtiğimiz hafta başlayan düşüş devam edecek mi? Amerika'da özellikle teknoloji hisseleri genel olarak Amerikan borsalarında. Bu sadece hisse senetlerinin borsaları değil, Amerikan borsalarının değil, kriptoları da etkiliyor. Geçen hafta işte Bitcoin düşmeye devam etti. Bir sebep, en önemli sebep aslında teknoloji tarafında Amerika'da yani Nasdaq'taki teknoloji şirketlerinin genel olarak aslında Nvidia gibi şirketlerin bayağı bir düşmesiydi. O tabii ki genel olarak risk iştahı da olumsuz etkiledi ve kriptoları da yansıdı. Dünya borsalarını aşağıya çekti. Bizim borsamıza bile yansıdı. Yani Cuma günü bizim borsamızdaki düşüşün bir sebebi bir sebebi demin gördüğümüz Merkez Bankası'nın bu 2026 son hedefini değiştirmemesi ise ikincisi de buydu. Yani Amerikan borsalarında... o gün selfie düşüşle başlamasıydı. Sonra biraz toparladılar. Neden toparladıkları da bu arada birazdan göreceğimiz üçüncü soru. Ama bu hafta şimdi bu düşüşün devam edip etmeyeceği önemli. Şimdi yani bu konuda bir öngörüde bulunmaya çalışalım. Hani buradan Amerika için ahkam kesmek de ne derece doğru açıkçası tartışılır ama diğer yandan da artık dijital çağdayız. Bütün veriler ortada. Ve verilere baktığımızda Nvidia'nın mesela gerçekten çok parlak bilançolar açıkladığını görüyoruz. Yani cirosu sürekli artıyor ve sadece Nvidia değil, yapay zeka evreninde yer alan bütün şirketler, yapay zeka bağlamında mal, hizmet, çip, plan üreten, bulut bilişim hizmeti veren bütün şirketlerin genellikle cirolarında, karlarında müthiş artışlar görüyoruz ve yaptıkları açıklamalar da bu şirketlerin, yöneticilerin bu artıştır önümüzdeki yılda devam edeceğini bize söylüyor. Yani geçen cuma günü mesela yani önceki gün Nvidia CEO'su ve kurucusunun bu yönde bir öngörüsü vardı. Dedi ki talep çok canlı, çok güçlü, önümüzdeki dönemde de güçlü satışlar göreceğiz. E şimdi bu sadece Nvidia için geçerli değil. Genel olarak dediğim gibi bütün yapay zeka evrenindeki şirketleri ilgilendiriyor. Yine cuma günü bir başka haber vardı. Güney Kore'den. Güney Koreli çip üreticisi SK diye bir şirket var. Bu da dünyanın en büyük şirket üreticilerinden biri. Zaten Nvidia'ya üretim yapan şirketlerden biri. O 2026 üretiminin tamamını şimdiden satmış. Yani 2026 için yok satıyor şu anda. Yani ancak 2027 için verilen siparişleri karşılayabiliyor. Yani Nvidia CEO'sunun söylediği şey doğru gibi görünüyor. Gerçekten çok büyük bir talep var. Şimdi bunu niye söyledim? E bu kadar büyük bir talep varsa, yani yapay zekaya zaten Microsoft gibi, Amazon gibi, Meta gibi şirketlerin 100 milyarlarca dolarlık yatırım yapmaya devam edeceklerini açıkladıklarını hatırlıyoruz. Oradan zaten büyük bir talep olduğu ortada. O talep işte Nvidia'nın, SK'nın falan büyük satışlar yapmasına, cirolarında müthiş artışlar sağlamasına neden oluyor. Bütün gelen işaretler, haberler de önümüzdeki yılda en azından 2026'ta da bu havanın devam edeceğini bize söylüyor. Şimdi bu hava devam edecekse, yani SK gibi şirketler yok satıyorsa şu anda, o zaman iyi bilançolar çıkmaya devam edecekler. O zaman Bu yapay zeka ve teknoloji tarafında korkulan çöküş olmayacak. Sonucunu bence buradan çıkarabiliriz. Yani bir düzeltme geçtiğimiz hafta gördüğümüz türden bir düzeltme çok doğal. Yani hiçbir şey sonsuza kadar yukarıya gitmez. Arada bir durur biraz geriye gider. İşte geçtiğimiz hafta %10 geriye gitti. Belki biraz daha %3-5 daha geriye gidebilir ama o çöküş yani 1990'lı yılların sonunda gördüğümüz türden o dönemde internet şirketlerinde müthiş bir çöküş olmuştu 2001 yılında. Öyle bir çöküş olmayacak gibi görünüyor. O nedenle bu düşüşler geçtiğimiz hafta gördüğümüz türden düşüşler dipten alım fırsatı veriyor olabilir. Ve zaten o yüzden cuma günü işte sert düşüşle başladı Amerikan borsaları. %3'den fazla bir yere Nasdaq eksideydi ama sonra artıya S&P tarafı döndü. Nasdaq çok sınırlı ekside kapattı geçen haftayı. Ama S&P bir şekilde yeşile pozitifte geçti ve pozitifte bitirdi. haftanın son gününü. Yani bu birilerinin dipten alım yaptığını da bize söylüyor. Şimdi buradan işte üçüncü soruya gelelim. Üçüncü soru da bu düşüş devam edecek miyi belirleyecek olan bir başka mesele, bir başka piyasaların bu hafta yanıt arayacağı soru. Amerikan devleti acaba açılacak mı? Amerikan devleti kapandı. Yani Ekim'in başında Amerikan devletinin bütçe yılı bitti. Yeni yıl başladı. Ama yeni harcama sınırları konusunda iki parti demokratlar ve cumhuriyetçiler anlaşamadı. Ve onun sonucunda da pek çok Amerika Devlet Kurumu çalışanlarını işten çıkardı kısa bir süre için ve kapılarını kapattı. Yani en acil hizmetleri veren kurumlar dışında polis, ordu gibi. Onun dışındaki kurumlar şu anda kapalı. Ve kapalı olduğu için de açıkçası Amerika'da bir aslında kaosa da sebep oldu. Amerika'da uçuşlar %10 azalmış. Çünkü hava imamlarında orada yine problemler var. genel olarak Amerikan ekonomisinin ciddi anlamda olumlusu etkiledi. Ve bu da Amerikan borsalarını ve genel olarak risk iştahını aşağıya çekti. Ve Ekim'in başından bu yana kapalı. Ve tarihte hiç bu kadar Amerikan devletinin bu sebeple kapalı olduğu olmamıştı. Yani en uzun şu anda kapanmayı yaşıyoruz. Ama şimdi uzadıkça da aslında anlaşma iki partinin anlaşma olasılığı da giderek artıyor. Ve Cuma günü işte Amerikan borsaları nasıl dipten döndü? S&P'yi nasıl yeşilde kapatmayı başardı? Çünkü demokrat... Parti'nin çoğunluk lideri Amerika'da kongrede anlaşma konusunda, Amerikan devletinin açılmasını sağlayacak anlaşma konusunda yeni bir teklif yaptıklarını söyledi. Bu önümüzdeki başlamakta olduğumuz hafta bir anlaşma olasılığının bir miktar güçlendiğini gösterdi piyasalara. Eğer anlaşırsa iki parti, eğer Amerikan devleti açılırsa o zaman bir rahatlama rallisi deniyor buna. Yani oh be kurtulduk rallisi tepkisi piyasalarda görebiliriz. Kısa çekim bir rally, bir mini rally pekala eğer açılırsa iki taraf iki parti anlaştıktan sonra Amerikan devleti açılırsa bir rahatlama rally'si Amerikan piyasalarında ve bu arada bütün riskli varlıklarda hatta kriptolarda da bu hafta yaşanabilir. Böylece geliyoruz son soruya. Bu hafta 4 sorumuz var. Aslında ilk soru A ve B eşikleri vardı. Yine 5'e tamamladık. Altın bu her hafta bizimki de eski sorumuz. Altın yükselişe kaldığı yerden başlayacak mı? Şimdi birkaç haftadır 4000 dolara demir attı. 10 saltın Yurt içinde de işte 5600 lira civarında fiziki gram altın kapalı çarşıda dolanıp duruyor. Çünkü 4400 dolara gittikten sonra orada da bir düzeltme gördük. 4000 dolara kadar hatta 3900'ün altına indi. 3880'den döndü onsaltın. Ama işte bir miktar o da dipten alınan 4.000 dolara geldi. Şimdi burada bekliyor. Ne bekliyor? O da aslında bir katalizör bekliyor. Hem durduk yere şimdi sebepsiz bir yere yeniden rally'nin başlaması kolay değil. Bir şey olması lazım. Yani uzun vadede yükseleceği konusunda bir ortak kanaat var piyasada. Ben de açıkçası hani baktığımızda verilere merkez bankaları altına almaya devam ediyorlar. Doların itibarı zayıflıyor Trump dolayısıyla. Dünya zaten iki kutba ayrıldı. Bir tarafta Çin var. Önümüzdeki dönem... Belli ki doların hakimiyetinin azalmasını getirecek. Doların tek rakibi ve tek alternatifi altın şu anda en azından. Dolayısıyla altına oradan bir kayış olacak, olmaya devam edecek. FED, Amerikan Merkez Bankası indirimleri başta devam edecek falan. Dolayısıyla uzun vadede altının yönü yukarı. Bunu net biçimde görebiliyoruz ama kısa vadede o müthiş yükselişten sonra, yani yılbaşından bugüne %50'den fazla dolar bazında getiri var. Buralarda biraz kalabilir. Epey bir sürede kalabilir. Yeniden yükselişe geçmesi için bir katalizör lazım. Şu anda o katalizör pek ufukta görünmüyor. Çünkü FED de Aralık ayında indirim yapmayabilirim sinyali verdi. O da pek iyi gelmedi. Şu koşullarda pek bir ufukta katalizör görünmüyor. O nedenle her hafta mesele ekonomide bu ankete, yani Kitko'nun anketine bakıyoruz. Bunu düzenli izleyiciler artık biliyordur. Kitko bir kıymetli metaller yatırım şirketi. Her hafta Wall Street'teki yani Amerika'daki kıymetli metal stratejistleri, analistleri ile bir anket yapıyor. Bu hafta size göre altın yükselecek mi, düşecek mi? Burada turuncu sütun. Gördüğünüz gibi bu hafta nötralde olanlar yine %50'nin üzerinde. Yani güçlü bir yükseliş beklentisi yok. Her ne kadar %20'nin üzerinde katılımcılar ki bu hafta anketi 21 analiste yapmışlar. 21'in %20 küsürü yükselişin kaldığı yerden başlamasını bekliyor ama... Yani çoğunun bu haftada yatay seyretmesini beklediğini görüyoruz. Benim de açıkçası beklentim böyle. Ufukta bir katalizör görünmediği için, sebep olmadığı için, bahane olmadığı için, yeniden yükseliş için sanki altın bu haftayı da yatay, ons tarafında, 4000 dolarda, gram alt tarafında, çarşıda, serbest piyasada 5600 lira civarında geçirecek gibi görünüyor. Ama hiçbirimiz kahin değiliz. Eldeki verilere bakarak bir çıkarsamada bulunuyoruz ama Koşullar değişirse, olmadık olaylar olursa, yani bir yerde hiç dilemiyoruz, hani savaş falan patlarsa, o zaman elbette altın yeniden yükselişe geçer. Hepinize iyi bir hafta diliyorum. Haftaya pazar günü kaldığımız yerden devam etmek üzere. Yeniden görüşmek üzere.